CEZAEVİ NAKİL ARACI YANGININDA SUÇLU KİM?

Kayseri’de yanan cezaevi nakil aracında beş mahkum feci şekilde can vermişti. Aracın içerisinde beş mahkumla birlikte 10 er ve aracın ön kısmında 2 şoför ve 2 de rütbeli asker bulunuyordu.
Olay 16 Eylül 2011’de gerçekleşti.

Olayın hemen ardından soruşturmaya gizlilik kararı konması, sonra benim haberimin arkasından alelacele kaldırılması, aşağıda link’ini verdiğim ihmaller zincirinin listelememin ardından bir süredir Başbakanlık’ta onay bekleyen “Ceza mahkemelerinde ses ve görüntü bilişim sisteminin kullanılması” yönetmeliğinin jet hızıyla onaylanması.
Bütün bunlara rağmen yanıtlanmayan bir soru vardı ve hala var ki, bu olayın örtbas edilmesi ihtimalini akla getiriyor: O da aracın içindeki rütbeli askerler ve şöforlerin neden sürecin dışında tutulduğu? Yani olayın bizzat tanıklarının.
Konuyla ilgili son gelişmede, Adalet Bakanlığı, Pınarbaşı Cumhuriyet Savcısına bir ihbarda bulundu ve buna göre, cezaevleri araçlarının bakımlarını yapan Otokar firması elemanlarının ifadesinin alınması talep edildi. Öncelikle şu hatırlatmayı yapayım:

Nakil aracı içerisinde iki şöfor, ikisi rütbeli toplam 12 asker ve beş de mahkum bulunuyordu. Metris cezaevine ait araç, buradan Ankara-Sincan’a ardından, Tarsus, Gaziantep, Adıyaman, Mardin ve son olarak da Van’a gelmişti. 11 Eylül sabahı Van’dan hareket eden araç, şöforün beyanına göre 22.30’da, askerlerin ifadesine göre ise 20.15’de Elazığ’da bir petrol istasyonuna ulaştı. Akaryakıt alım fişine göre de aracın istasyona varışı 20.10.
Yakıt alındıktan sonra yola devam edildi ve Malatya’yı geçtikten kısa bir süre sonra araç teklemeye, motora taş çarpıyormuş gibi sesler çıkarmaya ve sendelemeye başladı. İfadelere göre, şöforün üretici firmanın yetkili servisi araması ve sonrasında da bir tamir ustasına ulaşılması sonucu geçen telefon görüşmesinde, sorunun kaynağının debriyaj veya yakıtla ilgili olabileceği bilgisi alınıyor. Sonrasında yakıtın tamamının bitirilmeden sorunun yakıt kaynaklı olup olmadığının anlaşılamayacağı şeklinde yönlendirilen şöfor yola devam ediyor. (Ki böyle bir yönlendirme yapılmadığı, telefonun diğer ucundaki servis elemanı tarafından açıklandı)
Arızanın başladığı nokta ile yangının gerçekleştiği nokta arasında yaklaşık 200 kilometre bulunuyor ve araç arızalı şekilde bu yolu katediyor. Askerlerden birinin ifadesinde arıza şu şekilde tarif ediliyor:“Yakıt aldıktan hemen sonra aracın hızı rampalarda hemen düştü, aracın motorundan her zamankinden farklı sesler gelmeye başladı ve araç motoru teklemeye, araç sendelemeye başladı, Malatya ilinden hareket ettikten bir saat sonra arka otomatik kapı kendiliğinden açıldı.” Aracın kimi mesafelerde, durmaması için zigzaglar çizerek sürüldüğü de yine ifadelerde yer alan detaylar arasında.
*
Yani aracın 200 kilometre arızalı bir şekilde yoluna devam etmesinin sorumlusu olarak telefonun ucundaki bir yetkili servis elemanını göstermek ne akla ne de vicdana uygun değil.
Aracın içindeki rütbeli askerler zaten sorumlu tutulmadı ancak ifadelerine başvurulan, soruşturulan 2 şöforun de herhangi bir disiplin cezası almasına gerek görülmedi.
Adalet Bakanlığı, ailelerin tazminat talebini kendisini sorumlu bulmadığı için reddetti.
Yangının sebebi olarak, hidrolik yağ kaçağı ve bu kaçağın motor parçaları ile temas etmesi gösteriliyor.
Oysa Adalet Bakanlığı’nın daha ihale aşamasında, arızalı araçları satın almakla sorumlu olduğunu da daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Zira yanan aracın arıza kayıt listesine baktığımızda, daha deneme sürüşlerinde bile birden çok kez bakım görmesi gerekmişti.
Dava avukatlarının soruşturmayla ilgili eksik ve yetersiz bilgilendirilmeleri ise meselenin bir başka boyutu.
Savcı son olarak bir aylık bir ek süre talep etti. İddianame yazılmaya başlanmıştı ki, Adalet Bakanlığı’nın bu “süpriz” ama hiç de yaratıcı olmayan talebi davanın seyrini değiştirebilir.
*
Yanık metal, 
yanık lastik kokusunun yanında başka bir koku daha yayılıyor bu meseleden.
İhmal edilmiş ve yanmış, yanmaya terk edilmiş insan kokusu.
Adalet Bakanlığı bir an önce, beş mahkumun neden ve nasıl yanarak can verdiğinin yanıtını vermeli.
Bize vermesinin yanında, en önce kendisine vermeli bu yanıtı.
Şimdilik burnu keskin insanların hala hayatta olduğunu hatırlatmakla yetineceğim .
Kokuları ayırt etmek hiç de zor değil.

KONUYLA İLGİLİ DAHA ÖNCEKİ HABERLERİM İÇİN:

CEZAEVİ ARACI YANGININDA BÜYÜK İHMAL

http://wikibedia.me/2011/09/22/cezaevi-araci-yangininda-buyuk-ihmal/

BİR GÜNDE İKİ KARAR

http://wikibedia.me/2011/09/20/cezaevi-nakil-araci-bir-gunde-iki-karar/

CEZAEVİ NAKİL ARACINA NEDEN GİZLİLİK KARARI KONDU?

http://wikibedia.me/2011/09/20/cezaevi-nakil-araci-dosyasina-neden-gizlilik-karari-kondu/

CEZAEVİ ARACI İHALELERİ BAŞLASIN

http://wikibedia.me/2011/09/17/cezaevi-araci-ihaleleri-baslasin/

1 comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s