Arşiv

Monthly Archives: Kasım 2014

sussam şimdi
yeni bir lisana gerek kalmadan
zaten bellidir nereden kesileceği ellerimin
ilk cümle son cümledir her zaman

ben bir bulutum
kimse değil
suda eriyeceğim
düşmeyeceğim bile
uçup gideceğim

b.

ayaklarımdan çekti bir şey beni kendine
şimdi onun üzerini örtmekle meşgulüm

yazmak varken
içimde
bir başka canlıya yer yok

gönlüm geniş
ama
vazgeçeceğiz bir şeyden
IMG_1059

bir şey uyur
ve belki uyanır

başından belliydi
keseceğim saçlarımı

bir fotoğrafı da yok ki dursun şurada şöyle
önce iki yana, sonra sesi filan kahkahasının
belki bin yıldır girer çıkar rüyalarıma
haberi yok.

utanıyorum söylemeye anla
beni dövdüler bu hayatta
sopayla filan

bu yüzden
bir şey uyur
ve nadiren uyanır

sonbahar bitkilerinin taarruzundan bana kalan
sararmış saçlarım
belliydi keseceğim onları
ta en başından

‘sus’ dediler
sustum
ne yalan söyleyeyim,
kendimden çok çocuklar için korktum.
ben de büyük kitapları dizlerimin üzerinde uyuttum
ben de bir kuyumcunun vitrinini izledim dakikalarca
ben de aynı sakızı birden çok defa çiğnedim
babama dükkanında yardım ettim ben de
annemin saçları yavaşça beyazladı
ben de giysilerimi bir beden büyük giydim
ayakkabımdaki çamurdan utanmayı çok geç öğrendim

insan dediğin
sade iki el
sade iki göz
sade iki ayak
sade iki kol
sade iki kulak
sade iki dirhem et,
ve bin ayıptan ibaret.

hem belli mi bir daha iki ayağımızın üzerinde durabileceğimiz?
dar kıyafet giyemiyorum ben hala,
nereye diyorsan oraya, gidebiliriz
senin saçların
benim başımdan dökülür
benim ayaklarım sıklıkla birbirine dolaşır,
ve sen bunları gayet iyi bilirsin…